31 Mayıs 2012 Perşembe

Uludağ'da has endemik bitkiler, katlediliyor



Uludağ'ın endemik bitki türleri, Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü, Uludağ Milli Park Müdürlüğü'nün ortaklaşa düzenlediği panelde masaya yatırıldı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğünde düzenlenen panele; Uludağ'a ait olduğu bilinen 30 endemik bitki türü tanıtılırken, toplantıya kamu kurum temsilcileri, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarından görevliler katıldı.

ULUDAĞ'IN 10 BİN BİTKİ TÜRÜ ÇOCUKLARA ANLATILIYOR

Uludağ Milli Park Müdürü Adnan Gencer, genel müdürlük olarak Uludağ'da yaşayan endemik bitki türlerinin köy muhtarlıklarına, kaymakamlıklara, kamu kurum temsilcilerine tanıtımını hedeflediklerini ve seçilen 10 bitki türünün konferansların yanı sıra broşür ve CD'ler ile tanıtacaklarını kaydetti. Çocuklara doğayı koruma bilinci aşılamayı hedeflediklerini söyleyen Gencer, broşür ve kitapçıkların okullarda dağıtılacağını sözlerine ekledi.
Orman Bakanlığı Bursa Bölge Müdürü Yahya Güngör, Uludağ'ın doğasının korunması için ciddi bir çalışma içinde olduklarını ve Uludağ'da yetişen endemik bitki türlerinin çalışmalarında ciddi oranda yer aldığını ifade etti. Uludağ'da turizmin gelişmesinin sadece tesis yapmakla sağlanamayacağını belirten Güngör, doğayı ve bitki örtüsü korumadan Uludağ'ın var olamayacağını söyledi.

"SULARI TEMİZLEYEN BİTKİYİ KATLEDİYORUZ"

Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Güleryüz de, Uludağ'ın son yıllardaki durumundan üzüntü duyduğunu, Uludağ'a neredeyse karışmayan kurum olmadığını ve düzenlemelerin tek elden yürütülememesinin birtakım sıkıntıları beraberinde getirdiğini ifade etti.
Uludağ'da yaşayan endemik bitki türlerinin sadece bitki olmaktan öte hayati işlevlere sahip olduğunun altını çizen Güleryüz, son yıllarda turizmi artırma faaliyetleri adına bu bitki türlerinin yaşam alanlarının birtakım tahribatlara maruz kaldığını kaydetti. Aslanağzıgiller (Scrophulariaceae) familyasından yumuşak tüylü sığır kuyruğu (Verbascum bombyciferum) isimli endemik bitkiyi önek veren Güleryüz, "Bu endemik bitki türü genellikle otellerin tahribat yaptığı bölgelerde yoğun olarak görünmektedir.
Tahribat olan bölgelerde görünmesinin sebebi ise doğayı tamir etme işlevinden gelmektedir. Bu endemik doğadaki nitratı bağlayıp protein olarak organik maddeye dönüştürüyor. Böylece hem nitrat suları kirletmemiş oluyor hem de azot emisyonu engellenerek küresel ısınmanın önüne geçilmiş oluyor" dedi.

"HER ŞEY YÜZDE 35 DOLULUK İÇİN"

Sadece otellerdeki yüzde 35 doluluk oranı uğruna endemik bitki türlerinin habitatının yok edildiğini öne süren Prof. Güleryüz, bu konuda acil müdahaleye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Uludağ'daki endemik bitki habitat alanlarının kayak pisti, bina ve yol yapımı nedeniyle yok edildiğini savunan Güleryüz, işletmeleri başına buyruk olmakla suçladı. Güleryüz, özellikle yol yapımı nedeniyle her otelin adeta derebeylik gibi davrandığını, kendi suyunu getirmek için kazı yaptığını ve habitatların yok edildiğini
öne sürerek, "Endemik bitkilerin doğayı tamir etme özelliği var. Restorasyon işlevi bulunuyor. Bu bitki alanları genişletilerek Uludağ'ı korumak mümkün. Suların temiz kalması için de bu bitkilerden faydalanmak elzem. Uludağ'a gelen vatandaşlar su kaynaklarına yakın yerlerde piknik yapıyor. Yetkililer mutlaka bu bölgeye girişi engellemeli. Uludağ'a gelen insanlar, doğanın korunması için mutlaka bilinçlendirilmeli. Bu çerçevede yeni düzenlemeye ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.







27 Mayıs 2012 Pazar

Endemik Bitki Türleri Korunmalı




Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi tarafından “Türkiye’deki Doğal Bitki Türleri” konulu konferans düzenlendi.

Üniversite sosyal tesislerinde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak Prof. Dr. Mecit Vural katıldı. Katılımcılara, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada en zengin bitki örtüsüne sahip ülke olduğunu söyleyen Vural, flora yapısı ve korunması gereken türler hakkında bilgiler verdi. Biyolojik çeşitlilikte bozkırların yeri ve önemini anlatan Vural, “Endemik bitkilerimizin yarısından fazlası bozkırlara aittir.” dedi.

Çeşitli nedenlerle tehlike altında bulunan bitkileri de sınıflandıran Vural, “Ülkemizdeki endemik türleri korumalıyız. Endemik türleri korumak her bireyin sorumluluğudur. Bu bakımdan, gelişmelere paralel olarak el birliği ile türlerin korunması açısından birlikte çalışmak zorunlu hale gelmiştir. Alanlar üzerinde planlanan her yatırımda, önceden ve muhakkak biyolojik çeşitliliğin sağlıklı olarak belirlenmesi esastır. Maliyeti yükseltme pahasına da olsa, bu konuda türlerin yaşaması gerekliliğine inanan samimi bir yaklaşım, türlerin korunmasına çok önemli katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

Konferansı Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Torul, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bilgin, Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vagıf Atamov, akademisyenler ve öğrenciler takip etti.

Konferans sonunda katkılarından dolayı Prof. Dr. Mecit Vural’a Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Torul tarafından plaket takdim edildi.

25 Mayıs 2012 Cuma

Endemik Bitkiler Tehlikede

Endemik Bitkiler Tehlikede

Uzmanların verdikleri bilgilere göre, ülkemizin dağı, taşı endemik bitkilerle doludur ama, malesef bunları koruyan bir makam ve sistem mevcut değildir.



Endemik lafını sık duyarız ama çoğumuz ne olduğunu pek bilmeyiz. Özetle ender bulunan, hatta nesli kurumaya yüz tutan bitki türlerine endemik diyorlar. Türkiye bu açıdan çok zengin bir ülke. Hangi açıdan değiliz ki dediğinizi duyar gibiyim. Ama endemik bitki açısından servet sahibi olduğumuzu tüm dünya söylüyor.

Örnek vermek gerekirse, komşu Yunanistan'ın 800 tür, İspanya'nın 500 tür, Sırbistan'ın ise 400 tür endemik bitkisi var. Yunanistan bizden sonra Avrupa’da en fazla endemik bitkiye sahip bir ülke. Öyle olmasına rağmen, neredeyse bizim dörtte birimiz kadar.

Bizim endemik bitkilerimiz içinde yenebilenleri var, görsel açıdan çok değerli çiçeklileri var, değişik ağaç ve makileri var. Çoğu sadece Türkiye'de yetişiyor. Öyle kekiklerimiz, defnelerimiz, lavantalarımız var ki, dünya çoğunun fotoğrafını bile görmemiş. Hele sağlığa yararlı çok değerli yabani otlarımız ve çiçeklerimiz, yabancı ilaç firmalarınca kapışılıyor.

Hani kocakarı ilacı dediğimiz bitkiler var ya, değerini bilmeden  üç paraya kaptırıyoruz uyanık tüccarlara. Köylümüzün ormanlardan toplayıp çuvallara doldurduğu kekikleri yok pahasına satıyoruz. Ege köylüsü kekiği zeytine, ete filan serpiştiriyoruz sanıyor. Pek çok ilacın hammaddesi olduğunu nerden bilsin. Eğer üç-beş yaprağının İngiltere'de eczanelerde 2-3 paunda satıldığını bir bilse var ya, değerinin altına hayatta vermez.

Endemik Latinceden geliyor. Endemos(İndigenous)yani.. Türkiye'nin endemik bitkilerinin hepsini burada sayamayız. 3000’den fazla bitkiyi saymak yerine, bazı örneklerini sıralayabiliriz. Mesela çeşitli orkideler, siklamenler, kardelenler, kuşkonmaz, pancar, ispit, ışgın, yabani sarımsak, herdemtaze, çeşitli cins kirazlar, nohut, keten, madımak, armut, çavdar, çemen, üvez, adaçayı, tere, safran, turp, ormangülü, dağgülü, dağelması, Kazdağı Göknarı, Eğirdir Kasnak Meşesi, Köyceğiz-Dalaman arasındaki sığla ağaçları, Ege beşparmak dağlarındaki Kral Eğreltisi, Datça Hurması filan…
Uzmanların verdikleri bilgilere göre, ülkemizin dağı, taşı endemik bitkilerle doludur ama, maalesef bunları koruyan bir makam ve sistem mevcut değildir. Uzmanlar en fazla Ege ve Akdeniz bitki floramızın tahrip edildiğini ve endemik türlerin çoğunun yok olduğunu üzüntüyle söylüyorlar.
Biliyor musunuz dağgülüne kolay rastlanmıyor artık. Tek tük kalanını da sorumsuz eller köküyle koparıyor. Ormangülü ve Dağelması farklı mı sanki? Doğu Anadolu’da ağlayan gelin, kurt kulağı, çeşitli süsenler, salkım huş, sığırkuyruğu giderek azalıyor. Yakında bunları da tabiat müzelerimizde görebiliriz.

Geçenlerde Kapıkule sınır kapısından yurt dışına çıkış yapmak isteyen bir Hollandalı'nın aracında, çoğu endemik 160 türe ait 5236 adet bitki tohumu, bitki kökü ve fidesi ele geçirildi. Bunların içinde sadece Erzurum Karayazı'da yetişen bir tür ters lale cinsi var ki, bu çiçeğin son 57 adet soğanını da söküp kaçırmak istemişler. Allahtan güvenlik kuvvetlerimiz Hollandalı'ları yakalamış, 56 bin liralık ceza kesip salıvermiş hepsini.
Oysa dünyada bitki kaçakçılığının cezası çok ağır. Sadece para değil, hapis cezası da veriyor tüm ülkeler. Yeni Zelanda veya Avustralya'dan bir çöp çıkarın bakalım. Yandığınızın resmidir… Sadece çıkışı değil, girişi de yasaktır yabancı bitkilerin. Kimse ülkesinin florasının bozulmasını veya kendi tohum ve fidanının kaçırılmasını hoşgörmüyor. Uçakla yolcu ettiğiniz yakınlarınıza verdiğiniz çiçek buketlerini, inişte kimse geçiremiyor gümrüklerden. Öylesine sıkı takip ediliyor dünyada…

Bizde ise neredeyse arayan, soran yok. Koca kova dev hastalıklı feniksleri soktular da Türkiye'ye, kimse oralı bile olmadı. Gidin bakın büyük otellerin ve tatil köylerinin bahçelerine, hepsinde görürsünüz bu hastalıklı ve kurumaya yüz tutmuş ağaçları. Kırmızı palmiye böceği bu ağaçlarla girdi Türkiye'ye. Bu yüzden Antalya ve Mersin yöresindeki ağaçlara karantina uygulamak zorunda kaldık ya..

Tarım  Bakanlığı'na artık büyük görevler düşüyor. Hem dışarıdan gelenlere, hem de içeriden götürülenlere karşı ciddi önlemler almak zorunda. Dışarıdan bitki ithaline gerek var mı, her şeyi ve her cinsi rahatça yetiştirebiliriz. Toprağımız, suyumuz, gübremiz fazlasıyla var. Üstelik yetiştirdiğimizi tüm dünyaya da rahatça satarız.

Ayrıca endemik bitkilerimizi de koruma altına almalıyız. Bunlar sadece yurtdışına kaçırılarak azalmıyor, çeşitli sebeplerle de hayli zararlar görüyor. Örneğin aşırı hayvan otlatma, yangın, bilinçsiz kesim ve söküm, yapılaşma ve şehirleşme de, endemik bitkilerimizin varlığını tehdit ediyor.
İlgililere duyurulur.

Gazeteci-Yazar Can Pulak

Türkiye'de 3 Bin 500 Endemik Bitki Var !

video

Endemizm

Bir bitkinin yayılış alanına o bitkinin “areali” denir. Yayılış alanı geniş olan bitkiye “Kozmopolit”, dar olana yani yer yüzünün belirli ve dar bir bölgesinde doğal olarak yetişen bitkiye de “Endemik” bitki denir. Endemik Yunanca Endos-yerli kelimesinden gelir.Buna göre Endemizm: Bir bitki, türünün dar bir bölgede sınırlanmış halde bulunmasıdır.
Yani bu deyim, belirli bir bölgeye veya ülkeye özgü bitki taksonu (Subsp. Species, Genus, Familya gibi) için kullanılır.

Bir bitkinin ülkemiz için endemik olduğu söylendiğinde, bitki ister dar bir bölgede, ister Türkiye’nin büyük bir kesiminde yayılmış olsun, söz konusu endemik takson ülkemiz sınırları içerisinde düşünülmelidir. Yayılış alanı Türkiye’nin dışına taşmayan bitkiler endemik olarak anılmalıdır.

Bir endemik bitkinin yayılış alanının genişliği değişik büyüklüklerde olabilir. Örneğin, Lysimachia minoricensis (Primulaceae) yalnızca Minorka adasında birkaç m2 lik bir alanı kaplar. Buna karşılık yurdumuz için endemik olan bir takson ise km2 lerce yer kaplayabilir.  Fakat bir kıta için endemik türler olamaz. Çünkü endemikler bir kıtanın her yerinde yayılış göstermeyip, kıta içerisindeki bir dağ, dağ sırası veya herhangi bir bölgede bulunurlar. Ayrıca bir kıtanın veya bölgenin ancak belli kesimleri endemizm açısından ilginç olabilir. Örneğin Yeryüzünde Afrika’nın güneyi (Kap bölgesi), Hawai Adaları, Madagaskar, yurdumuzda ise  Güneybatı Anadolu, Toroslar, Tuz Gölü çevresi,  Çankırı ve Sivas yöreleri endemik türler yönünden zengin olan yerlerdir.

Endemizm, floristik bölgeleri tanımak ve o yerin floristik özelliklerini tayin etmek açısından oldukça önemli bir kriterdir. Belli bir floristik bölgeye has endemikler  bir araya gelerek floristik bölge sınırını oluştururlar.

Endemizm Çeşitleri

Endemik bitkiler başlıca iki grup altında incelenebilir.

1. Paleoendemikler (Relikt, Konservatif endemikler)

2. Neoendemikler    (Mikro, Progresif endemikler)

1. Paleoendemikler: Bu tür bitkiler jeolojik devirlerde geniş yayılma göstermiş ve bir değişime uğramadan günümüze kadar gelmiş ancak bugün yayılış alanları oldukça daralmış ve sınırlanmış olan endemiklerdir. Eskiden tüm Kuzey yarımkürede yayılış gösteren ancak  günümüzde sadece Kuzey Amerika’nın batı kesimlerinde yetişen Sequoia (Mamut ağacı)  türleri, III. zamanda geniş bir areale sahip olan bugün ise sadece Çin’nin dağlık kesimlerine sıkışıp kalan Ginko biloba bitkisi paleoendemiklere örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca ülkemizde Muğla çevresinde bulunan Liquidambar orientalis bitkisi de Tersiyerde Avrupa ve Asya’nın geniş bir bölümünde yayılış göstermiş bu tip bir endemiktir.

2. Neoendemikler: Evrim sonucu meydana gelmiş, yani değişime uğramış kökeni eskilere dayanmayan endemik bitkilerdir. Çoğunlukla tür ve tür altı taksonları içerirler ve birbirlerinden çok az farklarla ayrılırlar. bu nedenle bunlara Mikroendemikler de denir. Centaurea karduchorum, C. hakkariensis, Alyssum filiforme ülkemize has neoendemik bitkilerdir. 

Türkiye'de Endemik Bitki Türleri



sigala 115
Sığala

Orkide :

Ülkemizde endemik orkide çeşitleri vardır. Bunlardan sahlep yapılabilmekte, K. Maraş ilinde ise dondurmalara katılmaktadır. Maraş Dondurmasının meşhur olmasının kaynağında orkidelerden elde edilen sahlep önemli rol oynamaktadır. Nitekim bu ilimizde endemik olarak Cephalantherakotschyana, Dactylorhiza Osmanica (Osmaniye orkidesi) orkideleri yetişmektedir.

Badem:

Ülkemizde endemik badem ağaçları bulunmakta olup, bunlar Elazığ, Hakkari, Mersin, Maraş ve Van'da yetişmektedirler.

Tere:

Salatalarda kullanılan terenin ülkemizde birkaç endemik çeşidi olup, bu türler ülkemizin Adana, Bitlis, Hakkari, Kastamonu, Konya, Maraş, Niğde ve Van illerinin endemik bitkilerindendir.


tekesakali 194
Tekesakalı

Kuşkonmaz:

Önemli bir besin maddesi olan kuşkonmaz sebzesinin ise 3 ilimizde endemik olarak bulunduğu bilinmektedir. Antalya'da Asparagus Lycicus (Likya kuşkonmazı), Konya ve Mersin'de Asparagus Coodei, Yine Konya'da Konya'nın antik dönemdeki ismiyle adlandırılan Asparagus Lycaonicus (Likonya veya Konya Kuşkonmazı)

Pancar:

Ülkemize endemik olan iki adet pancar bitkisi vardır ve isimleri bulundukları bölgelerle ilgilidir. Adanada Beta Adanensis (Adana pancarı) ve Çanakkalede Beta Trojana (Troya Pancarı).

Kiraz:

Ülkemiz kiraz çeşitleri açısından da endemik bitkilere sahiptir. Örneğin Amasya, Erzurum, Kayseri, Niğde ve Tokat illerinde Cerasus İncana, Erzincanda Cerasus Erzincanica (Erzincan kirazı), Sivas'ta Cerasus hippophaeoides türleri ülkemizin endemik kirazlarını oluşturmaktadırlar.

Nohut:


Antalya'da Cicer İsauricum, Mardinde Cicer reticulatum ülkemizin endemik nohutlarıdır.

Keten:

Dokumacılık ve yemek sektöründe yararlanılan keten bitkisinin endemik çeşitleri açısından ülkemiz oldukça zengindir. Birçok ilimizde bu bitkinin birkaç tane endemik olanı görülmektedir. Örneğin Adanada Linum Pseudanatolicum, Amasyada (4 adet endemik) Linum ..anatolicum (Anadolu keteni), Ankarada (3 tane), Antalya'da (3 tane) Linum Pamphlyicum (Pamfilya keteni) örnekleri verilebilir.

Kekik:

Endemikkekik türleri açısından da ülkemiz çok zengindir. Örnek olarak; Adanada Origanum amanum (Amanos kekiği), Afyonda Origanum Sipyleum (Spil kekiği), Tuncelide Origanum munzurensis (Munzur kekiği) sayılabilir.

Madımak:

Kırsal kesim insanlarımızda önemli bir yiyecek maddesi olan, hatta türkülerde bile adı geçen madımak bitkisinin ülkemizde zengin endemik türleri olduğu görülmektedir. Örneğin Afyonda Polygonum Afyonicum (Afyon madımağı), Antalyada P. salebrosum, Kayseride Polygonum cappadocicum (Kapadokya madımağı), Muğlada P. Karacae, Samsunda Polygonum Samsunicum, (Samsun madımağı), Sivasda Polygonum Sivasicum (Sivas Madımağı) verilebilecek örneklerdir.

ankaracigdemi JPG 3d5
Ankara Çiğdemi

Armut:


Ülkemizin endemik armut çeşitleri açısından da zengin olduğu görülmektedir. Örneğin; Antalyada Pyrus boisseriana... crenulata, Bingölde Pyrus yaltirikii, Bitlis, Diyarbakır, Samsun ve Elazığda Pyrus Syriaca, Hakkaride Pyrus Hakkairica ve P. Solicifolia (Hakkari 3 adet armut çeşidi ile en zengin ilimiz), Uşak'ta Pyrus Anatolica örnekleri verilebilir.

Çavdar:

Ülkemizde bir tane endemik çavdar bitkisi vardır (Secale cereale ...ancestrale). Bu bitkimiz Ağrı, Bingöl, Gümüşhane, Kars, Kayseri, Mardin, Muş; Nevşehir, Tunceli ve Van illerinde doğal olarak yetişmektedir.

Çemen:

Çemenin zengin endemik türleri Anadoluda bulunmaktadır. Örneğin Ankara, Bilecik, Muğla ve Urfada trigonella Cretica, Antalyada Trigonella Lycica (Likya çemeni), Mersin'de Trigonella cilicica (Kilikya çemeni), Muğla ve Bursada T. Sirjaevii örnek gösterilebilir.

Üvez:

Türkiyenin tek endemik üvez çeşidi Rize ilinde bulunmaktadır: Sorbus caucasica var. yaltirikii. Ancak bu üvez türünün korunması gerekmekte olup yok olma tehlikesi altındadır.

Adaçayı:

Ülkemiz endemik adaçayı türleri açısından çok zengindir. Bir çok ilimizde birden fazla endemik adaçayı türleri bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse; Adanada Salvia cilicica (Kilikya adaçayı), Afyonda Salvia Pisidica (Pisidya adaçayı), Aydın ve İzmirde Salvia Smyrnaea (İzmir adaçayı), Malatyada Salvia... euphratica (Fırat adaçayı), Yozgatta Salvia Yosgadensis (Yozgat adaçayı) ilginç isimli adaçaylarıdır.

Safran:

Literatürdeki ismi Crocus(Çiğdem) olan safran bitkisi Safranbolu'da yetişmektedir. Safran, yöresel bir yemek olan Zerde Tatlısı ve pilavlarda kullanılmaktadır. Safranbolu ve çevresi de endemik Çiğdem çeşitleri açısından zengindir (Crocus Ancyrensis, Crocus Biflorus, Crocus Danfordae, Crocus Abantensis, Crocus Pastolazzae).

Turp:

icotia carnosula adlı turpgiller ailesine mensup endemik bir bitki Antalya ve Muğla'da yetişmekte, yöre insanı bu bitkiyi taze veya pişirerek yemektedir.


TEMA Vakfı Aydın İl Temsilcisi Mehmet Özdemir, Türkiye'nin dünya ortalamasının çok üstünde canlı türüne sahip olduğuna dikkat çekerek, sadece ülkemizde yetişen 3 bin bitki türünün bulunduğunu belirtti.

Dünyada tüketilen bitkisel kaynaklı gıdaların yüzde 90'ının sadece 15 kültür bitkisi türünden sağlandığına işaret eden Mehmet Özdemir, Türkiye'nin dünyanın çok az yerinde rastlanır bir ekosistem çeşitliliğine ve gıda ile tarım için önemli genetik çeşitliliğe sahip olduğunu belirterek, "Avrupa kıtasının tümünde bulunan bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12 bin iken, sadece Türkiye'de saptanmış bitki türü sayısı 9 bin 500'dür. Bunun yaklaşık yüzde 33'ü yani 3 bin civarındaki kısmı sadece ülkemize özgü endemik türlerdir. Bu rakam Avrupa kıtasının tümünde 2 bin 500'dür. Bu istisnai derecede yüksek endemiklik düzeyi, Türkiye'ye bu türlerin, özellikle de dünyanın büyük bölümünün bağımlı olduğu tahılların türetildiği yabani türlerin korunması, tehlike altına girmemesi veya yok olmaması konusunda daha da büyük bir sorumluluk yüklemektedir.

7 bin bitkiden 30 kaldı


10 bin yıllık tarım tarihinde ekime elverişli hale getirilen 7 bin bitki türünden bugün sadece 30 kadarı günlük gıda ihtiyacımız için kullanılmaktadır. Bu ölçek daha da daraltılırsa Dünya'da tüketilen bitkisel kaynaklı gıdanın yüzde 90'ı, sadece 15 kültür bitkisi türünden sağlanmaktadır. Sadece buğday, pirinç ve mısır dünya tahıl üretiminin 2/3'ünü oluşturmaktadır. Dünyada tüketilen hayvansal kaynaklı gıdanın yüzde 90'dan fazlası ise sadece 9 evcil hayvan türünden gelmektedir" dedi.
Özdemir, üç ayrı kıtanın kavuşma ve geçiş noktasında bulunan Anadolu'nun pek çok bitki ve hayvan türlerinin atalarının doğal olarak yetiştiği yer olduğunu kaydetti.